Allahü Teâlâ şöyle buyurdu: “Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasak ettiyse ondan da sakının. Allah’tan korkun çünkü, Allah’ın azabı çetindir.” (Nisa s., 80)  buyurmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.v.)’e itaat etmek, sünnetini yerine getirmeye azami gayret sarfetmek, emrettiklerini yapıp yasakladıklarından kaçınmak her müslüman için vecibedir. Allah hiçbir peygamber göndermedi ki, ümmetlerinin kendilerine itaat etmesini vacip kılmasın. Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in sünnetini yerine getirerek, itaat eden kimse, Allah’ın farzlarını yerine getirip Allah’a itaat eder. Zira bir hadîs-i şerîf’inde Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz şöyle buyurdular: “Kim bana itaat ederse o Allah’a itaat etmiş olur. Kim bana isyan ederse, Allah’a isyan etmiş olur. Benim emrime itaat eden, bana itaat etmiş, emirlerime isyan eden de bana isyan etmiş olur.” Allahü Teâlâ şöyle buyurdu: “O gün yüzler ateş içinde kaynayıp çevrilirken: ‘Vah bize keşke Allah’a itaat etseydik, peyambere de itaat etseydik’ diyeceklerdir.” (Ahzab s., 66)

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kur’an kendisini sevmeyen, lezzet almayan kimse için (lâfzı itibariyle) güç, (manası itibariyle) zor ve çetin sayılır. Kur’an-ı Kerim âdil bir Hâkimdir. Kim benim sözüme yapışır, Kur’an’ın mânâsını anlar, (lafzı itibariyle) Kur’an-ı Kerim’i ezberler, (hükmü ile amel ederse) kıyamet gününde Kur’an ile beraber haşrolunur. Kim ki Kur’an-ı Kerim ve benim hadisimi hor görürse dünya ve ahirette hüsrana uğramıştır. Benim ümmetime, benim sözümü tutmalarını, benim emirlerime itaat etmelerini ve sünnetime tâbi olmalarını emrettim. Benim sözüme razı olanlar Kur’an’a da razı olmuştur.”

(Kâdi ‘İyaz, Şifâ-i Şerîf, 377-388.s.)