İmam Kastalânî “Mevâhib-i Ledünniye”sinde şöyle nakletmektedir: Bende doktorların tedaviden âciz kaldığı bir hastalık belirmişti. Bu sebeple, senelerce uğraştım. 893 yılının Cümâdiye’I-ûlâsının 27. gecesi Mekke’de Resûlüllah (s.a.v.) ile istiğasede bulundum. Gece rüyamda, yanında kâğıt bulunan bir adam geldi. O kâğıtta, “Şu, Ahmedü’bnü’I-Kastalâninin hastalığının, şerefli hazretin izn-i şerifi ile, hazırlanmış ilâcıdır” yazıyordu. Sonra uyanmışım. Allâh (c.c.)’e yemin ederim ki, daha önce hissettiğim ağrı; ve elemden hiçbir şey bulamadım. ResûIüllah (s.a.v.)’in bereketi ile şifa hâsıl olmuştu.

Ebû Muhammed Abdullah ibni Muhammed el-Ezdî elKehhâl el- Endülüsî demiştir ki: Endülüste sâlih bir adam vardı. Oğlu esir düşmüş bulunuyordu. Çocuğunun durumu ile alâkalı olarak ve Resûlullâh (s.a.v.)’i ziyaret kasdı ile beldesinden ayrılmıştı. Bazı tanıdıkları onunla karşılaştı:

– “Nereye gitmeye karar verdin?” dediler. O da:

– “Rasûlüllah (s.a.v.)’e şefâat dilemeye gideceğim. Zira Rumlar, oğlumu esir aldılar ve ona bedel olarak 300 altın kıymet takdir ettiler. Benim ise bunu ödemeye mâlî kudretim yoktur” dedi.

Bir dostu: ”Resûlullâh (s.a.v.)’den şefâat dilemek her yerde faydalıdır” dedi Medine ye geldiği zaman, Resûlullâh (s.a.v.)’in huzuruna vardı, hacetini Ona haber verdi ve vesile olmasını niyaz etti. Rüyasında Efendimiz (s.a.v.)’i gördü. O: – “Memleketine dön” buyurdu. Adam, hemen geri döndü. Oğlunu memleketinde bulmuştu. Allâh (c.c.) onu esâretten kurtarmıştı. Oğluna,halini sorduğunda o şöyle açıkladı: – Falan gece, Allâhü Te’âlâ beni ve esirlerden büyük bir kalabalığı kurtardı. O gece meğer babasının Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e vardığı o geceymiş.

(Yûsüf Nebhâhi, Vehhâbilere Cevaplar, s.247-248)