Hz. Ebû Hûreyre (r.a)’den, Resûlullah (s.a.v)’in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan onlara kalan (kazanç) ancak açlıktır. Ve nice geceleri ibadetle geçirenler vardır ki, onlara kalan ancak uykusuzluktur.” (ibn-i Mâce, Nesei, Terğib)

İZAH: Bu hadisin açıklamasında alimlerin birkaç görüşü vardır. Birincisi, bu hadisten gün boyu oruç tutup haram malla iftar eden biri kasdedilmiştir. Çünkü haram mal yemenin günâhı oruç tutmanın sevâbından fazladır. Böylece gün boyu çektiği açlıktan başka bir şey elde edemez.

İkinci görüşe göre, oruç tutarken gıybete bulaşan biri kasdedilmiştir. Üçüncü görüş, oruçlu iken günâh vs.’den sakınmayan kişi kasdedilmiştir. Peygamber (s.a.v)’in sözleri çeşitli manaları toplayıcı olduğundan bütün bu görüşler ve bundan başka olanlar buna dahildir. İbadet etmek için gece boyu uyumamak da bunun gibidir. Gece boyu ibadetle meşgul olmuş ama eğlence olsun diye gıybet etmiş veya (buna benzer) bir ahmaklık daha yapmış ise, bütün uykusuzluğu boşa gitmiş olur. Mesela, sabah namazını kazaya bırakmış veya sadece gösteriş ve şöhret için uykusuz kalmış ise boşunadır.

Tefsir alimleri orucun “Oruç size farz kılındı” ayeti ile insanın her âzâsına farz kılındığını yazmışlardır. O halde dilin orucu, yalan vs.’den sakınmak, kulağın orucu, caiz olmayan şeyleri dinlemekten kaçınmak, gözlerin orucu, (caiz olmayan) oyun ve eğlenceleri seyretmekten korunmaktır. Bunun gibi diğer âzâların da orucu vardır. Hatta nefsin orucu, hırs ve şehvetten sakınmaktır. Kalbin orucu, onu dünya sevgisinden boş tutmaktır. Ruhun orucu, ahiret lezzetlerinden bile perhiz etmesidir. En seçkin Allâh (c.c.) dostlarının orucu ise gayrullahın (Allah’tan başkasının) varlığını düşünmekten sakınıp perhiz etmeleridir.

(Zekeriya Kandehlevi, Fezail-i Ramazan)