Müfessir Kurtubi der ki, şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır. Şeyhü’l-İslâm Abdülkadir-i Geylani (k.s.)’un: (Raksa helâl diyen kâfir olur) fetvâsını gördüm. Haram olduğunda sözbirliği olduğu bilindikten sonra, helâl diyenin kâfir olacağı anlaşılır. Bu kimselerin toplantılarında oturmak caiz değildir. Raks, oyun, dans, şarkı ve çalgı haramlıkta eşittir. İstihsan
kitabında der ki, çalgı sesi dinlemek haramdır. Fısk yani harama güzel ve helâl demek ise küfürdür. Raks ve elbisesini yırtmak, Kur’ân-ı Kerîm okunurken, zikredilirken, vaaz
dinlerken de olsa böyledir. Bu mecliste bulunanın şahidliği kabul edilmez. Çünkü onları büyük günah işlemek üzere toplamıştır. Kendilerini, sûfiyye diye isimlendirip, eğlence ve raks
ile meşgul olan ve nefislerinde bir rütbe iddia edenlere ne dersin? İmâm-ı ‘zam şöyle buyurmuştur: “Onlar, Allâh’a karşı iftira ediyor ve yalan söylüyorlar.” Zamanımızdaki tarikatçıların yaptıkları raks, söz ve semaları haramdır. Ona gitmek ve o mecliste oturmak caiz değildir. Haram olan davranışlar, teğannî ve ney çalarak yaptıkları hareketlerdir. Bazı tasavvuf ehli caiz görmüş ve önceki meşayıhı hüccet göstermişlerdir, buna ne dersin? İmâm şu cevabı vermiştir: “Onların yaptıkları başka bunların yaptıkları başkadır. Gerçekten onların zamanında, biri hallerine uygun şiir inşad
eyler; yufka kalpli olanların, çok kere akılları başlarından gider, düşüp bayılırlardı. Bazan de kendi ihtiyarı (arzusu) olmaksızın, kalkar ve ihtiyarı olmaksızın hareket ederlerdi. Onların haline bakarak, bunların yaptığına caiz denilmez. Hiç bir kimse, onların, bu zamanın dînî hükümleri bilmeyen günah ehlinin yaptığı gibi, yaptıklarını zannetmemelidir.” (Feteva-i Hindiyye, c. 12 s.111-112.)