Akıllı ve şerefliler İslâm’a uzak kalamaz; ama kadere de kimse karşı gelemez.

Süheyl bin Amr (r.a.) şöyle rivâyet ederler:

“Resûlullâh (s.a.v.) zaferle Mekke’yi teşrîf buyurunca evime kapandım. Kapımı kapadım ve oğlum Abdullâh bin Süheyl’i, aramızı bulması için, Nebî (s.a.v.)’e gönderdim. Çünkü ben öldürülmeyeceğimden emîn değildim. Oğlum Abdullâh bin Süheyl gitti ve Nebî (s.a.v.)’e: “Yâ Resûlallâh, babam Süheyl bin Amr’a emân veriyor musunuz?” dedi. Resûlullâh (s.a.v.) de:

“Evet, o, Allâh’ın emânıyla emniyyettedir, meydâna çıksın.” buyurdular ve sonra çevresindeki Ashâbı (r.a.e.)’ne:

“Sizden kim Süheyl’e rastlarsa, onu korkutmasın ki dışarı çıkabilsin. Yemîn ederim ki Süheyl akıllı ve şerefli bir kimsedir. Süheyl gibiler İslâm’a uzak kalamaz; fakat kadere de kimse karşı gelemez.” buyurdular. Abdullâh bin Amr (r.a.) babası Süheyl (r.a.)’in yanına gelip Resûlullâh (s.a.v.)’in buyurduklarını haber verince Süheyl (r.a.): “Vallâhi O Nebî (s.a.v.), büyük küçük herkese karşı şefkatlidir, güzel muâmelede bulunur.” dedi. Süheyl (r.a.) Nebî (s.a.v.)’e gitmek üzere ayağa kalkıyor; fakat geri dönüyordu. Resûlullâh (s.a.v.)’e bîat etmeden Huneyn Gazvesi’ne katıldı ve Ci’rane’de (Mekke’de Harem’in dışında Mikât mahallidir) Müslümân oldu. Resulullâh (s.a.v.) Efendimiz, o gün Süheyl (r.a.)’e Huneyn ganîmetlerinden yüz deve verdiler.

(M. Yûsuf Kandehlevî (r.âleyh), Hayâtü’s-Sahâbe (R.A.), c.1, s.173)

İslâm târihinin mühim bir dönüm noktası olan Hudeybiye Musâlehanâmesi’ni imzâlayan Süheyl bin Amr (r.a.)’dir. Mekke’nin Fethi sırasında Müslümân olan Kureyşli’ler arasında Süheyl bin Amr (r.a.) derecesinde metânet gösteren hiçbir kimse bulunmamıştır. Buhârî Şerh-i Tecrîd’in kaydına nazaran, Hz. Ömer (r.a.)’in hilâfeti zamanında Süheyl (r.a.), bütün akrabâsıyla Şâm’ın Fethi’ne iştirâk etmiş, hemen hepsi bu gazâda şehîd olmuştur.

(Hz. Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu (k.s.), Ashâb-ı Kirâm, s.315-318)