Resulullah Efendimiz (s.a.v.), Ömer oğlu Abdullah (r.a.)’a hitaben şöyle buyurmuştur: “Sabahladığın vakit akşamlayacağını düşünme, akşamladığın vakit ise sabahlayacağını düşünme. Ömrünün bir kısmını ahiretin için ayır, sıhhatinden bir kısmını ise hastalığın için ayır. Ey Abdullah! Yarın adının ne olacağını bilemezsin.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki:

“Sizin için çok korktuğum iki huy vardır. Bunlar da nefsinizin arzularına uymak ve uzun emeldir. Nefsin arzularına uymak, insanı Hak’tan alıkoyar. Uzun emel ise, dünya sevgisinden ileri gelir. Allâhü Te’âlâ dünyayı dilediğine verir. Hem sevdiğine hem de düşman olduğuna. Fakat bir kulunu sevdiği zaman, mutlak surette ona imanı nasip eder. Şimdi iyi biliniz ki, dünya arkasını çevirdi, gitmek üzere. Ahiret ise bize önünü çevirmektedir. Şunu da iyi biliniz ki, amel gününde hesabınız olmayacağı gibi, hesap gününde de amelinizin olmayacağından korkulur.”

Ebû Said el -Hudri (r.a.) anlatıyor: Usame b. Zeyd (r.a.), bir ay vade ile yüz dinara Zeyd b. Sâbit (r.a.)’den bir cariye satın alır. Bunu duyan Resulullah Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Bir ay vade ile cariye satın alan Usame’ye şaşmıyor musunuz? (Bir ay yaşayacağına nasıl garanti vermektedir?) Usame, uzun emel sahibidir. Nefsimi kudret elinde bulunduran Allâh’a yemin ve kasem ederim ki; gözlerimi açtığımda kapamadan, lokmayı yuttuğumda onu hazmetmeden öleceğimi düşünürüm. Ey insanoğulları! Eğer aklınız varsa, kendinizi ölülerden sayınız. Allâh’a yemin ederim ki, size vaad edilen (ölüm) gelecek ve siz ona engel olamayacaksınız.”

Nebi (s.a.v) şöyle buyurdular: “Bu ümmetin öncekileri, kesin iman ve zühd sayesinde kurtuldu. Sonrakiler cimrilik ve uzun emel sebebiyle helak olacaklardır.”

(İmam Gazali, Kimyâ-yı Saadet, s.801-802)