Ucûb (kendini beğenmek) duygusunu, kırmak isteyenin dört şeyi yapması gerekir:

  1. Başarıyı Allâh (c.c.)’dan görmek. Bir kimse, başarıyı Allâh (c.c.)’tan görürse, O’na şükürle meşgul olur, kendini ucbe kaptırmaz.
  2. Allâh (c.c.)’un kendisine ihsân buyurduğu nimetlere bakmak. Bir kimse, Allâh (c.c.)’un nimetlerini görürse, O (c.c.)’a şükür yolunu tutar. Amelini azımsar, iyilikleri ile ucbe kapılmaz.
  3. Amelinin makbul olmama ihtimalini de hesaba katıp düşünmek. Bir kimse, amellerinin kabul olmama korkusunu özünde taşırsa, ucbe kapılmaz.
  4. Daha önce işlediği günâhları düşünmek. Bir kimse, kötülüklerinin iyiliklerine ağır basacağından korkarsa, ucbü azalır. Durumu böyle olan nasıl ucbe kapılsın? Kıyamet Günü amel defterinden neler çıkacağını bilemez. Zira, ucbü ve sevinci, ancak amel defterini okuduktan sonra olacaktır. Mes’ud (r.a.)’ın şöyle dediği anlatılır: “Necat iki şeydedir: Takva ve niyet. Helâk iki şeydedir: Ümitsizlik ve kendini beğenmişlik.”

Vehb b. Münebbih (r.a.) şöyle demiştir: “Sizden önceki ümmetler içinde bir adam vardı, yetmiş yıl Allâh (c.c.)’a ibadet etti, Cumartesi gününden, cumartesi gününe orucunu açardı. Allâhü Teâlâ’dan bir istekte bulundu, arzusu yerine gelmeyince, kendi kendine şöyle dedi: “Eğer sende hayır adına bir şey olsaydı, arzun yerine gelirdi.” Allâh (c.c.) tarafından o anda bir melek indi, şöyle dedi: “Ey âdemoğlu! Nefsini küçülttüğün şu anın, ibadetle geçirdiğin yılların tümünden hayırlıdır.”

(Ebu’l-Leys Semerkandi, Tenbihü’l Gafilin, s.584-586)