Dünya sevgisinin semereleri: Dünya sevgisi ve dünyanın kendisi, içimizde kötü bir hırs doğurur. Dünyaya karşı hırs, paçaları sıvamayı ve bütün vakitleri san’at ve ticaretle geçirmeyi neticelendirir. Âhireti düşünmeden, hesap vermeyi hatırlamadan dünyaya böylesine dalmak elbette ki doğru değildir. Veyahut başkasının elinde bulunan nesnelere göz dikmeyi doğurur. Bu, birinciden daha kötüdür.

Dünya sevgisinin karşıtı: Tirmizî (r.âleyh)’in Enes bin Mâlik (r.a.)’den yaptığı rivayette, Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:

“Kimin gönül dolu arzu ve gayreti âhiret olursa, Allâhü Teâlâ onun zenginliğini onun kalbine yerleştirir ve artık o aza kanâat getirip dünyaya karşı harîs olmaz. Onu gayesine ulaştıracak dağınık ahvalini bir araya getirir. Dünya ona aşağılık bir mahlûk hâlinde gelir. Kimin de himmet ve azmi dünya olursa, Allâhü Teâlâ onun fakirliğini iki gözü arasına yerleştirir, ahvâlini dağıtır ve dünyalıktan ona ancak gayreti nispetinde olanı gelir.”

Bezzar’ın Enes bin Mâlik (r.a.)’den yaptığı rivayette, Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: “Bir münâdi (çağırıcı) üç defa şöyle nida eder: Ey mü’minler dünyayı, ona karşı olan hırsı ehline terkedin. Kim dünyalıktan hırsla bir şeyler alırsa, bilmeden burnu üstüne ruhen ölümünü almış olur. Kendisine yetecek kadarını alması müstesna.”

Dünya sevgisinin ve hırsın karşıtlarının medhu senası: Dünya sevgisinin karşıtı zühddür, yani dünyalıktan tiksinmek ve onun soğukluğunu kalpte hissetmektir.

Hırsın karşıtı kanaattir, yani dünyalıktan az şey ile yetinmek, fazlasını arzu etmemektir.

Taberânî, Ebû Hüreyre (r.a.)’den yaptığı rivayette Peygamber (s.a.v.) buyurdular ki: “Dünyaya karşı zühde sahip olmak kalbî ve bedenî rahata kavuşturur.”

(İmâm-ı Birgivî, Tarikatı Muhammediye, s.232)