Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz “Allah’a ve Âhiret gününe inanan bir kadının, yanında mahremi olmaksızın üç gecelik bir yola sefere çıkması helâl değildir.” buyurmuşlardır. (Müslim)

Hanefilere göre kadın, küffar diyarından İslam ülkesine hicret etmek hariç, ne maksatla olursa olsun, sefer müddeti bir yola; yanında mahremi olmaksızın gidemez.

Hac konusuna gelince: “Beytullah’ı haccetmek, ona yol bulabilenler için, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır” (Al-i İmran s. 97) ayetine dayanarak Şafiîler ve Mâlikîler, birden çok güvenilir kadın arkadaş bulan kadın da ona “yol bulmuş” demektir. Öyleyse böyle olan kadına da hacc farz olur ve mahremi olmasa dahi gitmesi gerekir demişlerdir. Onlara göre umre de vacip olduğu için, aynı durumdaki kadın umreye de gitmek zorundadır. Farz olan haccını ve umresini yapmış olan kadın ise, ne hacca ne de başka bir “sefere” mahremsiz gidemez. İmâm Nevevi’ye göre Şafiîlerde de sahih olan görüş budur.

  1. Kadın farz olan haccına Şâfiî mezhebine göre, yanında mahremi yokken güvenilir kadınlarla gidebilir. Hanefi bir kadının bu konuda Şâfiî mezhebini taklit ederek mahremsiz hacca ya da umreye gitmesi hoş değildir, çünkü bunda bir zaruret yoktur. Ama taklit eder ve giderse haccı olmuş olur.
  2. Bir defa haccetmiş olan bir kadının yanında mahremi yokken, sefer müddeti yoldan artık hiç bir mezhebe göre haccetmesi mümkün değildir. Giderse günâh işlemiş olur.

Umre de aynıdır.

  1. Hac ve umre dışında bir maksatla kadın, hiçbir mezhebe göre mahremsiz olarak “sefere” çıkamaz. Beraberinde güvenilir kadın arkadaşlarının bulunması bir şey ifade etmez. Bundan da sadece “dar-i harpteki” bir kadının “dâr-ı İslâma” hicreti istisna edilir. O, mahremi bulunmasa dahi, orada durmaz ve İslâm ülkesine göç eder.

(Mehmet Emre, İslâm’da Evlilik ve Aile Hayatı)