Allâh (c.c.) için sevip Allâh (c.c.) için buğzetmenin İslâm’da mühim bir yeri vardır. Peygamberimiz (s.a.v.) bu konuda şöyle buyuruyorlar: “Allâhü Teâlâ’nın öyle kulları vardır ki, peygamberlerden ve şehitlerden olmadıkları halde Allâh (c.c.)’un yanındaki değerlerinden dolayı kıyamet gününde peygamberler ve şehitler onlara imrenirler.”

“Onlar kimlerdir yâ Resûlallah?” denildi. Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

“Onlar, aralarında bir akrabalık ve alışveriş olmadığı halde Allâh (c.c.)’un kalplerine verdiği sevgi ile birbirlerini sevenlerdir. Vallahi, şüphesiz onların yüzleri nurdur. Ve onlar (ahirette) nurdan minberler üzerindedirler. İnsanlar korku içerisindeyken onlar korkmazlar. İnsanlar hüzün içindeyken onlar hüzünlenmezler.” Böyle buyurduktan sonra şu Âyet-i Kerime’yi okudu:

“Haberiniz olsun ki, muhakkak Allâh’ın evliyası (dostları) için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.”  (Yunus s. 62)

Allâh (c.c.) için sevip Allâh  (c.c.) için buğz etmek, mü’minin en güzel amellerindendir. Onun için, Allâh (c.c.) için sevmek ve Allâh (c.c.) için sevmemek imanın en yüksek mertebeye ulaşmasına sebep olur ve mü’min bu şekilde imanın tadına ulaşır. Allâh (c.c.) için yapılan amelin en hası budur.

İbn-i Abbas (r.a.), Peygamberimiz (s.a.v.)’in Ebû Zer (r.a.)’e şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Yâ Ebâ Zer! İmanın hangi rüknü daha sağlamdır?”

O, “Allah (c.c.) ve Resulü (s.a.v.) daha iyi bilir” deyince, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Allâh (c.c.) için sevmek ve Allâh (c.c.) için sevmemektir.”

Hz. Ömer (r.a.), “Bir kişi geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tutsa, sadaka verse ve cihat etse de sevdiğini Allâh (c.c.) için sevmese ve sevmediğini de Allâh (c.c.) için sevmemezlik etmese, bu yaptığı ibâdetlerin ona hiçbir faydası olmaz” buyurdu.

(Allame Alaaddin Abidin, El-Hediyyetü’l-Alaiyye, s.636-637)