“Ey Peygamber, şüphesiz seni biz, bir şahit, müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik.” (Bakara 59) Allah (c.c.) bu âyette O (s.a.v.)’i, herkesin üstünde tutacak birçok vasıflar vermiş, birçok rütbeler de ihsan etmiştir.

Önce O (s.a.v.)’i ümmetine karşı, Risaleti tebliğ ettiğine dair şahit tutmuştur.   İnanan ve Allah (c.c.)’nin emirlerine boyun eğenler için O (s.a.v.)’i bir müjdeleyici kılarken, Günah ehline karşı da bir uyarıcı ve cehennem ateşinden korkutucu yapmıştır.

Yine bir âyette Allah (c.c.): “ Böylece sizi (ey Muhammed ümmeti) vasat (orta) bir ümmet yapmışızdır, insanlara karşı, hakikatin şahitleri olasınız, bu Peygamber de sizin üzerinize tam bir şahit olsun diye.” (Bakara s. 143) buyurmuştur. Ebu-l’Hasan el-Kâbisî (r.h.) şöyle buyurmuştur: “ Allah (c.c.) hem Peygamber (s.a.v.)’in üstünlüğünü, hem de ümmetinin değerini bu âyette bütün insanlığa duyurmuştur”.

Bu hususta başka bir âyette Allah (c.c.) şöyle buyurmuştur: “ Her ümmetten leh ve aleyhlerinde söyleyecek birer şahit onların üzerine de Habibim seni bir şahit olarak gönderdiğimiz zaman yahudîlerin, kâfirlerin, münafıkların halleri nice olur?” (Nisâ s. 41) Denildi ki, Allah (c.c.) Peygamberlere “ Tebliğ ettiniz mi?” diye sorduğunda “Evet” diyecekler, fakat ümmetleri “ Bize ne bir müjdeci ve ne de bir korkutucu gelmiştir” deyip inkâra kalkışacaklar. Bunun üzerine Hz. Muhammed (s.a.v)’in ümmeti o peygamberlerin doğru söylediklerine dair şahit olacaklar, bizim Peygamberimiz (s.a.v.) de ümmetinin bu şahadetini onaylayacaklardır.

(Kâdi ‘İyaz, Şifâ-i Şerîf, 32-36.s.)