Tam ismi, Muhammed Turagay bin Muînüddin Şahruh Bahadır Mirza olan Uluğ Bey, Tîmûr Han’ın torunu Şahruh’un oğludur. 11 yaşında Kur’an-ı Kerîmi ezberledi. Arapça’yı mükemmel bir şekilde öğrendi. 19 yaşındaki iken Horasan ve Maverâünnehr eyâletine hakan naibi olarak gönderildi. Semerkand sultanı oldu.

Dünyâ ilim târihinin, zamanına kadar yetiştirdiği en büyük astronomi âlimi olarak şöhret yaptı. Her zaman ciddi konularla ilgilenir, ilim için gerekli ortamı meydana getirmeye çalışırdı. İdârî hizmetlerinin yanında ilmî çalışmalara büyük önem verdi ve sarayını bir akademi haline getirdi. Biri Semerkand’da diğeri de Buhara’da olmak üzere iki büyük medrese yaptırdı. Semerkand’a 1420 yılında yaptırdığı medrese özelikle astronomi ve matematik alanında faaliyet gösteriyordu. Astronomiye o denli düşkündü ki kendisi için Semerkand Medresesi’nde yaptırdığı odanın tavan ve duvarlarını gök cisimlerin resim ve manzaralarıyla donatmıştı.

Kuşkusuz astronomi alanında çalışmalar yapan bir eğitim kurumunda rasathane (gözlemevi) ve gökbilim aletlerine gereksinim vardı. Dört yıl gibi kısa bir sürede 40,2 metre yarıçaplı dev bir sekstantı olan Semerkand Rasathanesi tamamlandı. Sekstant; Güneş, Ay ve gezegenlerin meridyen üzerindeki geçişlerini gözlemek için kullanılıyordu ve dünyanın en büyük gökbilim aletiydi. Kurduğu medresede ileri düzeyde dersler veriliyordu. Uluğ Bey için önemli olan başka ülkeleri fethetmek değil, göklerin fethiydi.

Hayâtını Türk- İslâm dünyâsı kültür ve medeniyetinin gelişmesi ve yükselmesine vakfeden Uluğ Bey, yalnız Türk- İslâm ilim târihinde değil, dünyâ tâhinde de önemli bir yer tuttu. Uluğ Bey’in ölümü ile İslam dünyasında astronomiye de adeta nokta konuldu.

(Müslüman Bilim Adamları, c.2, s.303-304) (Bilim ve Teknik Dergisi, Göklerin Fatihi, Uluğ Bey, sayı 506, s.106-107)