Çocuğun, babası üzerindeki haklarından birisi, çocuğuna, doğumunun yedinci günü isim koymasıdır. Daha önce koymamalıdır. Koyduğu isim güzel olmalıdır. Resûlullâh (s.a.v.): «İsimlerinizden Allâhü Te’âlâ’ya en sevgili olanlar, Abdullah ve Abdurrahman’dır» buyurdu. Bu ikisi çok sevgili isimlerdir.

Bir diğeri çocuğunu İslâm terbiyesi ile yetiştirmektir. Bu baba için nafile ibâdetle meşgul olmaktan hayırlıdır. Aklı ermeğe başlayınca, ona kitab, ya’nî Kur’ân-ı Kerîmi, farz, sünnet ve dînin edeblerinden ihtiyacı olduğu bilgileri, yüzmeyi, ok, silâh atmayı öğretir. Çocuğu kız ise, annesi ona, yün ve pamuk eğirmesini, örmesini ve benzeri dikiş, nakış öğretir.”

Çocuğun babası üzerindeki haklardan biri de, çocuğuna helâl yedirmesi ve bulûğa erişince, erkek olsun, kız olsun evlendirmesidir. Onu evlendirmezse, bu bakımdan işliyeceği günâh, babasına da yazılır.

Ana ve babanın, kötü muamele ve cefâ ederek, çocuğunun kendilerine itaatsiz olmamasına çalışmaları, kendilerine itaat ve iyilik etmesi için, ona yardım etmeleri, yol göstermeleri lâzımdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Çocuğuna itaatli, ana-babasına iyilik etmesi için yardım eden babaya Allâhü Te’âlâ merhamet etsin” buyurdu. Yani kötü davranarak, çocuğunu isyana zorlamamalıdır.

Velhâsıl çocuk, Allâhü Te’âlâ’nın, babaya emânetidir. Tertemizdir. İslâm fıtratı üzeredir. Yani çocuk selîm tabîatlı ve Hz. Muhammed (s.a.v)’in dînini kabul edebilecek hilkat üzere yaratılmıştır. Bu emâneti. Allâhü Te’âlâ’ya, verdiği gibi tertemiz olarak edâ etmelidir. Onun ırzını ve dînini korumada çok gayret sarf etmelidir. Ancak bu şekilde. Allâhü Te’âlâ katında mazur olur. Çocuğunu Allâhü Te’âlâ’nın edebi üzere yetiştirmelidir.

(Muhammed b. Ebubekir, Şiratül İslam, s.445-455)