Gerçeğe uygun hükmeden, adaleti yerine getiren, hükmünde adil olan, bütün işlerini denk, birbirine uygun ve yerli yerinde yapan demektir.

“Aralarında adaletle hükmedilir. Ve onlara zulmedilmez.” (Yunus s.54)

Allâh, mazlumu zalimin zulmünden korur. O’nun bu vasfı mazlumun hakkını zalimden alması yönüyle tam ve kâmildir. Bu adaletinin nihayetsizliğini, insaf ve merhametini gösterir. Buna Allâh’tan başkası güç yetiremez. Bu isim, onun bütün fiillerinin denk ve uygunluk arz ettiğini ifade eder.Allâhü Te’âlâ en üstün adalet ve merhamet sahibidir. Her işi birbirine denk ve lâyıktır. Kullarına muamelesi tam, adalet ve merhamet üzeredir. Allâh, onlardan hiç birinin yapmış olduğu iyiliğin, bir zerresini karşılıksız bırakmaz. Birbirlerine karşı yaptıkları haksızlıkları düzeltir, hakkı yerine getirir. Hiçbir mazlumun hakkı kaybolmaz. Mahlûkattan görebildiklerine dikkatle bak! Allâh onları nasıl denk ve birbirine uygun yaratmıştır.

Meselâ denizlerin, dağların, ovaların doyulmaz güzelliği ne kudrettir. Allâh, bunları görebilmek için göz vermiştir. Hamd ü senalar olsun, eğer göz vermeseydi bu güzelliklerin icadı abes olurdu. Göz verip de, güzellikleri yaratmasaydı bu defa da gözün faydası olmazdı. Ciğerlerimize çektiğimiz temiz hava, içimizi temizleyip hayatımıza hayat kattıktan sonra zararlı olan maddeleri de alarak çıkıp gidiyor. Bu ne büyük nimettir. Eğer hava olmasaydı yahut havanın unsurlarından yalnız biri eksik olsaydı, bizim gibi teneffüsle yaşayan mahlûkat yok olurdu. Bunun gibi kâinatta her şey şayan-ı hayret bir intizam içindedir.

Bu ism-i şerif hükmünü kendine örnek tutanlar, işlerinde, sözlerinde, fikirlerinde ifrat ve tefrite kapılmazlar, itidalden ayrılmazlar. Onların işleri sözlerine, sözleri fikirlerine uygun ve muvafık olur.

(Ayet ve Hadislerle Esmaül Hüsna Şerhi, s.287-288)