Genel

20Şub 2013

GAYEMİZ ALLÂH’DIR

Cenâb-ı Allah (c.c.)’in kendi ruhundan bir parça verdiği ve mükerrem sıfatla yarattığı insanoğlu elbette ki başıboş bırakılmamıştır. Nitekim Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerim’de «İnsanoğlu başıboş yaratıldığını mı zannediyor» (Süre-i Kıyâme, Â. 36)

«Ben insanları ve cinleri beni tanısınlar bana ibâdet etsinler diye yarattım» buyuruyor, insanoğlunun esas yaratılış gayesi Cen­net ve Cehennem değildir. Her şeyin bir hak­kı vardır. Yaratığın hakkı da yaratanıdır. İn­sanoğlunun yaratılış hakkı Allah’ın (c.c.) rızâsına nail olup, cemâliyle müşerref olmaktır. İnsan Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl-i ber-kemâlini görmek üzere yaratılmıştır. Ruha olacak en büyük ızdırap bundan mahrumiyettir.

ÂDAB: (HASTALARI ZİYARET)

Müslümanlar hasta olan dost ve komşula­rını münasip zamanlarda gider, ziyaret ederler. Afiyetlerine duada bulunurlar. Ancak, bu ziya­ret pek sık sık yapılmamalı, hastanın yanında çok oturulmamalıdır, canını sıkacak sözler söylememelidir.

MARŞ

«Donanma ordu yürürken ileri

Özengi öpmeğe hasretti garbın elçileri

Ecdadını zannetme asırlarca uyurdu

Nerden bulacaktın o zaman eldeki yurdu»

 
20Şub 2013

AYET-İ KERİMELERLE ZİKRULLAH

«Ey îman edenler! ALLAH’ı çok çok zik­redin!» (Ahzab: 41)

«Sabah ve akşam RABBİ’nin ismini zik­ret! Gecenin bir kısmında Rabbına secde et (namaz kıl) ve uzun gecelerde teşbih et!» (İnsan: 25-26)

«Gerçek mü’minler, ALLAH’ın zikri ile kalbleri huzura kavuşarak îman edenlerdir. Uyanık olun! (bilin ki) ancak ZİKRULLAH’a devam edenin kalbi mutmain olur. (Yatışır,
huzur bulur.)» (Ra’d: 28)

«Muhakkak zikrullahın hassası en büyük­tür.» (Ankebut: 45)

«İman edenlere, daha vakit gelmedi mi ki: ZİKRULLAH ile ve nazil olan KUR’AN ile kalb­leri huşu, (korku ve huzur) bulsun?..» (Hadîd: 16)

Ebû Bekir Verrak demiştir ki, senelerdir dört şeyi aradık, dört şeyde bulduk:

1.Allah’ın rızâsını aradık, O’na itaatte ve ibâdette bulduk.

2.Maişet genişliği aradık, duhâ (kuş­luk) namazında bulduk.

3.Din selâmeti aradık, lisânı muhafazada bulduk.

4.Kabir aydınlığı aradık, gece namazında bulduk.

(Yûnus ve Hûd Sûreleri Tefsiri, s. 149)

 
20Şub 2013

Mİ’RAC KANDİLİ

Resulullah ‘(s.a.v.) Efendimiz:

«Ben Kabe’de, Hicr-i İsmail’de, uyku ile uyanıklık arasında bulunduğum bir sırada, bir de baktım, Cibril (a.s.) bana Burak’ı getirdi…» Böylece başlayan yolculuk bir gece içinde ta­mam olmuştur.

Peygamberimiz (s.a.v.) Mescid-i Aksa’da iki rek’at namaz kılmıştır. «Bana peygamberler gösterildi, onlara, imâm olarak namaz kıldır­dım,» diyerek Mescid-i Aksa’daki namazı ta’rif etmiştir. Sonra yine Cebrail (a.s) ile bir­likte semâya yükselerek «Sidre’t-ül-Müntehâ» denilen kısma geldiği zaman Cebrail (a.s.) sev­gili Peygamberimiz (s.a.v.)’e:

«­­­­ Yâ Resûlullah, artık ben ileri gide­mem. Eğer bir parmak ileri gidersem yanarım. Daha ilerisi Allah (c,c.)’a ve Habîbine aittir.» demiştir. (Fizilâl’il Kur’ân. c. 9. s. 278-279).

Bundan sonra Peygamberimiz (s.a.v.) «Refref» adı verilen vasıta ile bu ulvî seya­hate devam ederek Arş, Kürsî, Cennet, Cehen­nem gibi varlıkları seyretmiştir. İşte Mi’rac, sadece Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’e nasib olmuş, ulvî, semavî bir seyahattir. Bu olayın geçtiği geceye de İsrâ veya Mi’rac Gecesi adı verilir.


20Şub 2013

YEMEĞE TUZLA BAŞLAMAK

Yemeğe tuzla başlamak, bitirmek ve sağ elle yemek Peygamberimiz (s.a.v.)’in bizlere örnek teşkil edecek sünnetidir. Onun bütün amelleri elbette bizim için daha hayırlı ve Allah (c.c.)’a yaklaşmaya vesiledir. Kaldı ki, insan bu dünyada kendi sağlığı ve saadeti acısından da mutlaka gerekli ve faydalıdır.

Tuz vücut için en az su kadar zaruri olan gıda maddesidir. Dokular ve hücrelerin hayatiyeti su ve tuzla kaimdir. Vücut tuzsuz kaldığı vakit takatsiz ve mecalsiz kalır. Tansiyon dü­şer. Böbrekler yeteri kadar idrar yapamaz id­rar miktarı azalır. Tuzsuz yemek yenmez-Yemeğin lezzetini tuz verir. Mide sıkıntısı tuzla düzelir. Vücudun kuvveti tuzla mümkün­dür. Tuz mikrop öldürücü bir kuvvettir. Tuz bulunduğu vasatla su toplar, orayı sulandırır, suyu kendine çeker. Ağıza parmakla bir mik­tar tuz alınınca derhal tükrük bezleri salya salgılamaya başlar. Aynı zamanda ağızdaki mikropların öldürülmesine sebep olur.

Netice olarak tuzla başlamak ve bitirmek-Gastrit, ülser, hazımsızlık gibi mide hastalıklarında, Diş çürümelerini önlemede Gıdanın hazmedilişini kolaylaştırmada, Ağız temizlemede, ağız kokusunu gidermede. Ağız­daki mikropların öldürülmesinde faydalıdır. (Tıp Fak. Fizyolojiliği)

 
20Şub 2013

ÂYETLERLE Mİ’RAC-I NEBÎ

«Kulunu (Muhammed s.a.v.) bir gece Mescîd-i Haram’dan, kendisine bir kısım âyetleri­mizi göstermek için, çevresin.) mübarek kıldı­ğımız Mescîd-i Aksa’ya götüren Allah her tür­lü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O, Semî’dir, Bâsîr’dir..» (İsrâ Sûresi, Âyet- 1)

NECM SURESİ

1 – Battığı dem yıldıza and olsun ki, 2 – Sahibiniz (doğru yoldan) sapmadı. Batılda inanmadı. 3 – O kendi (re’y-ü) nevasından söylemez. 4 – O, kendisine (Allah’dan) ilka edile gelen bir vahiyden başkası değildir. 5 – Onu müthiş kuvvetlere malik olan öğretti. 6 – (Ki o) akıl ve re’yinde kamil (bir melek) dir. Hemen doğruldu. 7 – O, en yüksek ufukta idi. 8 – Sonra (Cebrail, ona) yaklaştı. Derken sarktı. 9 – (Bu suretle o, peygambere iki yay kadar, yahud daha yakın oldu. 10 – (Allah’ın) kuluna vahyettiği neyse onu vahyetti. 11 – Onun gördüğünü kalbi yalana çıkarmadı, 12 – Şimdi siz onun bu görüsüne karşı da kendi­siyle mücadele mi edeceksiniz? 13, 14 – And olsun ki onu diğer bir defa da sidre-tül müntehanın yanında gördü o, 15 – Ki Cennet-ül me’va onun yanındadır. 16 – O zaman sidreyi buruyordu. Onu bürünmekte olan. 17 – (Pey­gamberin) gözü, (gördüğünden) şaşmadı, (onu) aşmadı da. 18 – Andolsun ki o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını görmüştür.

 
20Şub 2013

BERÂT GECESİ

Şaban’ın on beşinci gecesi bir senelik günahlara kefarettir. Bunun için Şa’ban’ın onbeşinci gecesine «kefaret gecesi» de de­nilir…

Bu gecede yüz rek’at namaz kılınır. Bu namazın, her iki rek’atında bir selâm verilir. Her re’atda Fatiha’dan sonra onbir İh1âs-ı Şerîf okunacaktır, Dilenirse bu namaz on rekatda da kılınabilinir. O zaman her rek’atda Fati­ha’dan, sonra yüz İhlâs-ı Şerîf okunur..

Hasan-ı Basrî (r.a)’nın bu namaz için şöyle dendiği rivayet olunur:

– «Allah (c.c.) Resulü (sa.v.)’nün Sahâbelerinden otuz kişi bana dediler ki: Bu gecede bu namazı kılan bir kimseye Cenâb-ı Hakk yetmiş defa nazar eder ve her bir nazar ile onun yetmiş ihtiyacını giderir. Bu ihtiyaçla­rın en azı da afvedilmektir.» (İhya)

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Berât gecesi için:

– «Allah-ü Tebâreke ve Teâlâ, Şa’ban’ın onbeşinci gecesi semâ-i dünyâya iner ve Kelb kabilesi koyunlarının tüylerinin sayısından fazla günah afveder.» (Sünen-i Tirmizî).

«- Berât gecesi kâhinler, büyücüler, iç­kiye devam edenler, ana ve babasına isyan edenler ve zinaya devam edenler hariç, AIlahü Teâlâ (c.c.) bütün müslümanları mağfi­ret eder» buyurmuşlardır.

 
20Şub 2013

MÎ’RAÇTA

Peygamberimiz (s.a.v.)’e Mi’rac da veri­len hediyeler:

1- (İslâm ckidesini tesbit ve çekilen mihnet ve ızdırapların sona ermek üzere bulunduğuna işaret eden) Bakara Sûresinin son âyetleri verildi.

2- Muhammed (s.a.v.) ümmetinden, Al­lah’a hiç bir şeyi şerik koşmayanların yarlığınacakları (af edilecekleri) müjdelendi.

3- Her gün beş vakit namaz kılmak em­redildi (ki bundan önce hergün 50 namaz farz idi.)

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: «İsrâ ve Mi’rac Gecesinde üçüncü kat se­mâda konulmuş bir taş gördüm. Cibril’e bu­nun mahiyetini sordum. Cibril: «Ondan sorma.» dedi. Ben oradan geçtikten bir müddet son­ra tekrar ona rastgelip üzerine durdum ve dedim ki, «Bu taşın mahiyyetini bana haber ver.» Cibril, «Bu taş lût kavmine atılan taşlardan ayrılan ve arta kalan bir taştır, ümmetinin zâlimlerine hazır eklemektedir.» dedi ve «O zâ­limlere çok uzak değildir.» âyetini okudu.»

Bilesin ki, zulm; her kalbe yağdırılan kas­vetin neticelerindendir. Bir kimsenin kalbi ne kadar katı, yani kasvetli ise zulmü o nisbettedir. Bir kimsenin kalbinin kasveti ne kadar ar­tarsa necata erme ümidi de o kadar azalır.

 
20Şub 2013

ARŞ-I A’LÂ’NIN ALTINDA

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor ki:

Allahu Teâlâ hiç bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, yedi sınıf insanı kendi göl­gesi altında gölgelendirir:

1.Adaletten ayrılmayan devlet reisi,

2.Allah’a ibadet etmeyi şiar edinen genç,

3.Camiden döndükten sonra, tekrar oraya dönünceye kadar kalbi camiye bağlı olan mü’min.

4.Allah için birbirini seven iki kişi.

5.Tek başına iken Allah’ı anıp gözlerin­den yaş akıtan kişi.

6.Soylu ve güzel bir kadının zina tekli­fini, ben Allah’tan korkarım diyerek reddeden kimse.

7.Sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse.

BİR FİLOZOF ŞÖYLE DEMİŞTİR

«Akıllının düşmanlığı zarar bakımından ahmağın dostluğundan daha azdır. Çünkü ah­mak fayda verebileceği halde, çok kere zarar yapar ve yaptığı zararın bir hududu yoktur.»

KEVSER SURESİ (3 ayet)

Bismillahirrahmanirrahim (Rahman, Rahim Allah’ın ismiyle)

(Habibim) hakikat biz sana kevseri verdik O halde Rabbin için namaz kıl. Kurban kes sana buğzeden (yok mu?) zürriyetsiz olan şüphesiz odur. (1-3)

 
20Şub 2013

ÇANAKKALE’DEKİ ZAYİAT

«Verdiğimiz onbinlerce münevver şehîd, memleketimiz için ileri tarihlerde bile yerinin doldurulması imkânsız ağır bir kayıp oldu. O kadar ki, «…Çanakkale’de yedeksubay zayi­atı akıllara durgunluk verecek bir dereceyi bulmuş, Doğu ve Batı kültürlerini toplayan bü­tün bir genç nesil imha edilmiştir.»

ÇANAKKALE MÜCAHİTLERİNDEN İKİ MEKTUP

1. Mektup:

«Sağ kolumu kaybettim, zararı yok, sol kolum var. Onunla da pekâlâ iş görebilirim. Beni müteessir eden ve yine kıt’ama iltihakla düşmanla çarpışmama mâni olan şey, henüz yaramın kapanmamış olmasıdır. Hastahaneden kurtularak hâlen harbe iştirak edemedi­ğim için beni mazur görünüz, affediniz muh­terem kumandanım».

2. Mektup:

«Valideciğim;…

…Ellerimi kaldırdım, gözümü yukarı dik­tim, ağzımı açtım:

– Ey benim Rabbim! Şu kahraman as­kerlerin bütün dilekleri, İsm-i Celâlini İngiliz­lere ve Fransızlar’a tanıtmaktır. Sen bu şerefli dileği ihsan eyle…

…Valideciğim, çamaşır falan istemem, paralarım duruyor. Allah razı olsun…

                             Oğlun Hasan Etem»

 
20Şub 2013

 

ŞÜPHELİLERDEN KAÇMAK

Numan b. Beşir (r.a.)’den rivayet edilmiş­tir. Demiştir ki Resulullah (s.a.v.):

«Şüphesiz helâl de haram da bellidir. Fa­kat ikisinin arasında insanlardan bir çoğunun bilmeyeceği şüpheliler de vardır. Kim o şüp­helilerden sakınırsa, dinini şerefini kurtarmış olur. Kim de o şüphelilere düşerse haramın içine düşmüş olur. O kimse tıpkı hayvanlarını korunun etrafında otlatan çoban gibidir ki, o çok sürmeden hayvanlarını o çayırın içinde otlatmış olabilir. Haberiniz olsun ki, her hü­kümdarın bir korusu vardır. Allah’ın korusu da haram kıldığı şeylerdir. Gözünüzü açın, cese­din içinde öyle bir et parçası vardır ki, o iyi olduğu zaman bütün cesed iyi olur. Bozulduğu zaman bütün cesed bozulur. Gözünüzü açın ki o (et parçası) kalptir.» buyururken işittim. (Buhari-Müslim-Ahmed b. Hanbel)

HZ. ÖMER (R.A.)’IN DEĞER ÖLÇÜLERİ

Adamın biri Hz. Ömer -radıyallahu anh-ın huzurunda birini medhedinçe Hz. Ömer -radıyallahu anh- sormuş: «Bu adamla bir muameleniz oldu mu?» «Hayır!» demiş. «Be­raber yolculuk ettiniz mi?» «Hayır!» demiş.

– «O halde siz hiç bilmediğiniz bir şey­den bahsediyorsunuz» demiştir.