Genel

12Mar 2013

PEYGAMBER (S.A.V.)’İN ÂDETLERİ

• Peygamber (s.a.v.) Efendimiz umumi­yetle sağ elleriyle iş görmeyi severlerdi.

• Ayakkabılarını giyerlerken önce sağ ayakkabılarını giyerlerdi.

• Camiye girerken önce sağ ayağı ile adım atarlardı.

• Bir şey dağıtacak olurlarsa sağında bulunanlardan başlarlardı.

• Bir iş yapacakları zaman besmele çekerlerdi.

• Elbiseyi sağdan giyerler ve soldan çıkarırlardı.

• Hz. Enes (r.a.) diyor ki:

«- Resûlullah (s.a.v.) bir gün evime gele­rek su istediler, ben de süt getirdim. Peygamberimiz (s.a.v.) içtiler. O’nun solunda Hz. Ebû Bekir (r.a.), önünde Hz. Ömer (r.a.), sağ tara­fında da bir bedevi oturuyordu. Peygamberi­miz (s.a.v.) sütü içtikten sonra Hz. Ömer (r.a.) kabı Hz. Ebû Bekir (r.a.)’e uzatmak istemişti. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) kabın sağında bulunan bedeviye takdimini istemiştir.»

• Peygamberimiz (s.a.v.) Ashâb (r.a.)’ını künyeleri ile çağırır, çocuğu olan kadına da künyeleriyle hitap ederdi. Çocuğu olmayan kadınlara ve çocuklara da bir künye bulurdu.

12Mar 2013

EL KÂRDA, GÖNÜL YARDA

Cesedimiz çamurdan yaratılmıştır. Onun nasıl ki gıdaya ihtiyacı varsa, melek gibi nurdan yaratılmış olan ruhumuzun da manevî gı­dası zikrullahtır. Zikrullahtan gafil olanların yarın fezâil-i ekber günü hiçbir geçerli maze­retleri olmayacağı tefsirde beyân buyuruluyor. Ne zenginlin, ne gençlik, ne de hastalık mâni. Mâni olan ne? Dünya alâkası; dünya alâkası basit bir şey mi? «Bütün kötülüklerin başı;günahların en büyüğü. Dünya muhabbeti»

Şah-ı Nakşibend Hz.lerinin yetiştirdiği iki halifesinden Muhammed Parisa Hz.leri, hac niyeti ile memleketinden çıkmış yolda bir şe­hirde sarraf dükkânına rastlamış. Dükkân sa­hibi genç, müşteri çok, alış-verişi bol imiş. Üç cihetten dünyevî durumu gören M. Parisa Hz.leri, dükkân sahibinin kaibine teveccüh et­miş… Keşfen kalbinin «Hak» ile meşgul oldu­ğunu görmüş; tahsin buyurmuş.

«- El kârda, gönül yârda» demiş.

Sonra, Mekke’ye vardığında Beytullahı ta­vaf esnasında, ak sakallı bir ihtiyarın, Kabe’­nin örtüsüne sarılarak ağladığını görmüş. Gıbta ederek; «Keşke bu mübarek makamda, ben de böyle iltica etsem, ağlasam» diye, ihtiyarın kalbine teveccüh etmiş, keşfen onun dünyalık istediğini müşahede ederek, müteessir olmuş­tur

12Mar 2013

ŞÜPHELİ GÜNDE ORUÇ TUTMAK

«Sizin üzerinize oruç farz kılındı…» (Ba­kara Sûresi, âyet 183) ve «Sizden kim bu aya (Ramazana) yetişirse, onun orucunu tutsun» (Bakara Sûresi, âyet:185) buyurularak, oruç insanlara farz kılınmıştır. Resûlullah (s.a.v.):

«Ramazandan önce bir ve iki gün oruç tutmayın. Yalnız devamlı oruç tutan adam müstesna. O bu orucu da tutsun.» (Ebû Hureyre’den rivayet) ve bir diğer hadîslerinde de:

«Şa’ban yarı oldu mu artık oruç tutmayın» (Ebû Hureyre’den) buyurarak, devamlı oruç tutanlar hariç, Ramazan ayını oruçla karşıla­manın memnu olduğunu beyan etmişlerdir.

«Yevm-i şek» diye bilinen Şa’ban’ın otu­zuncu günü, Ramazanın başlangıcı olup olma­dığı kesin bilinemediği takdirde, yani kati de­lillerle hilâlin görülememesi halinde oruç tut­manın haram olduğu hadîslerle beyan edil­miştir. Hz. Aişe (r.anha):

«Resûlullah (.s.a.v.) Şa’ban’dan korundu­ğu gibi, başka hiç bir aydan korunmazdı. Hi­lâli görür, yani Ramazan hilâlini görürse oruç tutar; eğer hava bulutlu olursa otuz günü sa­yar, sonra oruç tutardı» buyurmuştur.

Buna göre Ramazan orucunun Ramazan hilâlini görmekle, Ramazan bayramının da Şevval hilâlini görmekle farz ve vâcib olacağı tebeyyüm etmiş oluyor.

 
12Mar 2013

BERÂT GECESİNDE OKUNACAK DUALAR

Bismillâhirrahmânirrâhîm

«Allâhümme yâ zelmenni velâ yümennü aleyhi. Yâ ze’l-celâli ve’l-ikrâm. Yâ z’et-tavli v’el-in’âm. Lâilâheill ente zahraila cîne vecârat müstecirîne ve eman’el-hâifîne. Allâhümme inkünte ketebtenî ‘ındeke fi ümm’il-kitâbi şekîyyen ev mahrûmân ev matrûdân ev mukatterâ aleyye fir-rızkî femhullahümme bifazlike, şekâvetî ve hirmânî ve tardî ve ıktâra rızkı ve esbitnî ındeke fi ümm’il-kitâbi saîden ve merzûkan ve müveffekân lil-hayrati fe inneke kul­te ve kavlük’el-hakku fîkitâbik’el-munzeli a’lâ lisani Nebiyyik’el-mürseli. Yemhullâhü mâyeşâü ve yüsbitü ve indehu ümm’ül-kitâbi. İlâ­hi bi’t-tecelliyyil-a’zami fi leyl’etil nısfı min şa’bân’el-mükerremilletî fihe yüfraku küllü em­rin Hakim. Ve yübramü en tekşife ‘anna min’el-belâi ma na’lemü ve ma’lâ na’ğlemü vemâ en-tebihi a’lemü inneke entel cazz’ül-ekrâmu. Ve sallallâhü a’lâ seyyidine Muhammedin ve a’lâ âlihi ve ashâbihî ve evlâdihî ve ezvâcihi veselleme.» Bu gece akşam namazından son­ra, üç defa Yâsin-i Şerif okunacaktır. Her Yasinden sonra, bir defa Berât duası okuna­caktır, ilkinde Cenâb-ı Hak’tan hayırlı ve uzun ömür talep; kaza ve belâ’dan emin olmak; ikincisinde bol ve helâl rızık temennisi üçün­cüde, son nefsinde hüsn-i hatime niyetiyle, okunacaktır.


12Mar 2013

ORUÇ ALLAH (C.Ç.)’INDIR

«Aziz ve celîl olan Allah-ü Teâlâ buyurdu ki; «Âdem oğlunun her ameli kendisinindir. Yalnız oruç müstesna. O, benim içindir. Onun mükâfatını ben vereceğim.» Oruç, ateşe karşı siperdir. Sizden biriniz oruçlu bulunduğu gün­de fena lakırdı söylemesin; kavga etmesin. Şayet birisi ona sabreder veya ona çatıp çe­kişirse, «Ben oruçluyum» desin. Muhammed’in nefsi yed (-i kudretlinde olan Allah’a kasem ederim ki, muhakkak oruçlunun ağız kokusu, Allah nezdinde, misk kokusundan daha hoş­tur. Oruç tutanın ferahlanacağı iki sevinçten birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevâbiyle Allah’a kavuştuğu andır.» (Müslim)

SAHURA KALKIŞ

* Sahura mutlaka kalkılmalıdır. * İmsaktan önce Besmele ile kalkıp dua ve şükürden sonra ağız misvâklanmalı, abdest alınmalıdır. *İki rek’at da olsa «Teheccüd Namazı» kılın­malıdır. * Sahur yemeği mutlaka yenilmeli, hiç olmazsa su içilmelidir. Lakin gündüz bir şey yenilmeyecek diye mide tıka-basa doldurulmamalıdır. * Yemeği müteakip dua etmeli, el-ağız yıkanılmalı, dişler misvâklanmalı ve oruca ni­yet edilmelidir. * Sabah namazına kadar uyarılmadan zikir ve münacaatla meşgul olunmalıdır. * Sabah namazının sünnetini evde kılıp, camiye gidilerek c

ORUÇ TUTUNUZ

Cemaatle namaz eda edilmelidir.

12Mar 2013

GÖZDEN KAÇAN BİR HUSUS

İstibrâ: Bevl’den sonra akıntı ve sızıntı­nın kesilmesine istibrâ denir. Genel olarak bu konuya fazlaca dikkat etmediğimizden namaz­ları abdestsiz kıldığımızın farkında olmayız. Halbuki istibrâ vacibtir, Küçük abdestden son­ra sızıntı veya akıntı herkeste olur. Yalnız bazılarında erken kesilir, bazıların da ise biraz uzun sürer. Akıntı ve sızıntının tamamen kesildiğine kanaat getirmeden taharet yapıp abdest almamalıdır. Çünkü ya abdest alırken ya da abdestten sonra, akıntı veya sızıntı ge­leceğinden abdestimiz bozulmuş ve abdestsiz namaz kılmış yahut Kur’an okumuş oluruz. İstibrâ çeşitli usullerle yapılır. Yürüyerek, ha­reket ederek, öksürerek, yatarak, ayakları ha­reket ettirerek veya bekleyerek (ki en uygunu beklemektir) istibrâ yapılır. İstibrâ yapmadan abdest almamaya gereken dikkati göstere­lim. Dünya işleri içinde, ahiret tedarikini de aceleye getirerek adet yerini bulsun diye yapmayalım. Her şeyi yerli yerinde yapmaya bü­yük gayret ve titizlik gösterelim.

ESMÂ’ÜL-HÜSNÂ’DAN

Et-Tevvâb: (Tevbeleri kabul edip günah­ları bağışlayan)

El-Müntekim: (Suçluları adaleti ile müstehak oldukları cezaya çarpan)

 
12Mar 2013

ORUÇ TUTUNUZ

Cenâb-ı Hakk buyuruyor:

«O sayılı günler Ramazan ayıdır ki, Kur’an o ay içinde indirilmiştir. O Kur’an, insanları Hakka ulaştırır, helâl ile haramda ve din hü­kümlerinde hakkı bâtıldan ayırır. Sizden her kim Ramazan ayında hazır bulunursa o ayı oruç tutsun, kim hasta olur yahut seferde bu­lunursa oruç tutamadığı günler sayısınca sıh­hat ve ikamet halinde orucunu kaza etsin. Al­lah size kolaylık diler, size güçlük dilemez; hem buyuruyor ki, kaza borcunuzu tamamlayasınız da size hidayet ettiği şekilde Allah’ı tekbir ile yüceltesiniz, gerek ki şükredesiniz.» (El-Bakara Sûresi, Âyet: 185)

RAMAZANDA DİKKAT EDECEĞİMİZ BAZI HUSUSLAR

– AKŞAM ve İFTAR –

* İftar vakti girince dua ile oruç hemen açılmalıdır. Besmele ve duayı müteakip hur­ma ile, yoksa su ile açmak evlâdır. * Akşam namazını edadan sonra iki rek’at da olsa «evvabîn» namazı kılınmalıdır. Efdali altı rekâttır. İki rekâtta bir selâm verilir. * Akşam’da fazla yememeli mide doldurulmamalı, yemeği mü­teakip dua edilmeli, eller yıkanıp, dişler misvâklanmalıdır. * Yatsıya gitmeden abdest tazelenmeli, teravih de cemaatle kılınmalıdır.

12Mar 2013

İLÂHİ KAİDELER

«Ey îmân edenler! Kendi evlerinizden baş­ka evlere (yerlere), sahipleriyle alışkanlık pey­da etmeden, (izin almadan) ve selâm verme­den girmeyin; bu sizin için daha hayırlıdır. Olur ki iyi düşünürsünüz de hikmetini anlarsınız.» (Nur: 27)

«Altını ve gümüşü yığıp ve biriktirip de onları Allah (c.c.) yolunda harcamayanlar (yok mu?) işte bunlara pek acıklı bir azabı muştula! O gün ki bunlar, üzerlerinde (yakılacak cehennem ateşinin içinde kızdırılacak ta kimselerin alınları böğürleri ve sırtları bunlarla dağlanacak «işte bu, (denilecek), nefisleriniz için toplayıp sakladıklarınız! Artık saklayıp istifçilik ettiğiniz bu nesneleri (n acısın haydi) tadın,» (Et-Tevbe:34-35

ALLAH (C.C.)’IN GAZABI

Musa (a.s.) bir mûnâcatında demişti ki:

«- Yâ Rabb, sen hükmünü semâdan indirmektesin, biz ise arzdayız. Senin gazabın hoşnutluğundan ayıran alâmet nedir?» Ha Sübhanehu ve Teâlâ nida etti ki:

«- İnsanların başına, hayırlılarını getirdiğim zaman bu hoşnutluğumun alâmetidir. Şerlilerini getirdiğim zaman bu da gazabım alâmetidir.» (Ruhu’l-Beyân-1/316)

 
12Mar 2013

ŞEHRÜ RAMAZANIN ÜSTÜNLÜĞÜ

Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz buyurdular:

«Ey insanlar, şüphesiz mübarek Ramazan sizi rahmet gölgesinde gölgelendirmiştir. Onun içinde bin aydan daha hayırlı bir gece vardır. Gündüzleri farz olan oruçla, geceleri tatavvu olan ibâdetlerle ihya etmelidir. Kim bu ayda hayır yollarından biriyle Allah’a yaklaşır­sa Ramazan dışında bir farz eda etmiş gibidir. Kim bu ayda bir farz yerine getirirse Ramazan dışında yetmiş farz yerine getirmiş gibidir. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın mükâfatı da cennettir. Bu tam eşitlik ayıdır. Mü’minin rızkının arttığı aydır. Kim bu ayda bir oruçluya iftar ettirirse günahları affolur. Ve kendini cehennemden kurtarır. Hiçbir şey eksilmemek üzere seva­bını tam alır. Bunun üzerine Ashab-ı Kiram’-dan bazıları: «Ya Resûlallah, hepimiz oruçlu­ya iftar ettirecek bir şey bulamayız» deyince: «Cenâb-ı Hak bu sevabı bir hurma ile, bir içim su ile, bir yudum süt ile iftar verene de verir. Bu öyle bir ay ki, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtu­luştur. Kim bir oruçlunun iftarını bir bardak su ile açarsa Cenâb-ı Hakk da onu havzından hiç susamayacak bir şekilde sular ve cennetine dahil eder. İnsanoğlunun ameli için ondan yet­miş misline kadar sevap vardır. Allah Teâlâ buyurmaktadır ki, oruç müstesnadır.» (Müslim)

12Mar 2013

İKİ CİHAN SULTANI (S.A.V.)’NIN MİSAFİRPERVERLİKLERİ

Muhtelif yerlerden Peygamberimiz (s.a. v.)’e birçok ziyaretçi ve misafir gelirdi. Re­sûl-i Ekrem (s.a.v.) bunların hizmetini bizzat görür ve ağırlarlardı. O (s.a.v.)’nu görmeğe gelen hiç bir kimse ağırlanmadan bırakılmaz­dı. O (s.a.v.), ihsan ve ikramlarında müslimi, gayr-i müslimden tefrik etmez ve herkesi ağırlarlardı. Müşrikleri de. Ba’zen misafirleri çok gelir, evdeki bütün yiyecekler biter, ev halkı aç sabahlardı. Yine bir gün Gıfarîlerden biri Peygamberimiz (s.a.v.)’e misafir olmuş, evde bir miktar sütten başka bir şey yoktu. Onu da misafire ikram ederek bütün ev halkı aç kalmışlardı.

Ashâb (r.a.) içinde en fakiri Suffelî’ler (Suffa Ashabı) idi ki, bunlar cemâatin devam­lı misafiri idiler. Resûlullah (s.a.v.), bunların ağırlanmasını zaman zaman Ashâb (r.a.)’ma ikâz buyururlardı. Kendilerinin ancak dört ki­şi tarafından taşınabilecek bir kazanı vardı ki, öğle zamanı bu kazan getirilir ve suffa As­hâb (r.a.)’ı dizilerek Fesûl-i Ekrem (s.a.v.)’le birlikte ondan yerlerdi. Bazen o kadar kala­balık olurdu ki, Resûl-i Ekrern (s.a.v.) oturacak yer bulamaz ve çömelirlerdi. (Müslim)