All posts by: admin

About admin

Altı asır i’la-yı Kelimetullâh sancağını şerefle dalgalandıracak olan Osmanlı devletinin kurucusu Osman Gazi, misafir olduğu evin odasında Kitabullâh’a hürmeten uyumadığı ve daha sonra Kur’an’ın ahkamını yeryüzüne hakim kılmak için devlet sancağını eline aldığı zaman gençti. Osman Gazi’nin serdengeçtileri gençti. Peygamber (s.a.v.) müjdesine nail olmuş ordunun başındaki kumandan gençti. Istanbulu’u fetheden “güzel askerler”in hepsi gençti. Milli […]

Sakal, Peygamber (s.a.v.)’in sünneti, yani yolu olduğu gibi, bütün peygamberler (a.s.)’in de sünnetidir. Cenab-ı Allâh tarafından gönderilen bütün nebi ve resûller sakallı idiler. Bu yüzden sakalın büyük bir önemi vardır. İslâm’da sakalın hükmüne gelince: Hanefî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre erkeklerin sakal bırakmaları vaciptir. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurur: “On haslet fıtrattandır; Bıyığı kısaltmak, sakal bırakmak, misvak […]

Allâh Te’âlâ buyurdu: «Mallarını gece gündüz gizli, aşikâr (Hakk yolunda) harcayanlar (yok mu?), işte onların, Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara hiçbir korku da yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir» (Bakara s. 274). Resûl (s.a.v.) buyurdu: «Sadaka vermek kabir hasretini söndürür. Kıyamet gününde kişi sadakası gölgesinde oturur». Resûlullâh (s.a.v.) Hazretlerine: «Sadaka vermek kime uygundur?» diye sordular. Resûlullâh (s.a.v.) […]

Sıhhatin ve hastalığın görünen sebebi yiyeceklerdir. Nitekim Acâib-ül mahlûkat kitabında diyor ki: Bütün hastalıkların aslı, bir kimsenin kendisine yaramayan, dokunan şeyleri yemesidir. Bütün ilâçların başı da, mizacına uygun şeyleri yemesidir. Az yemek, ilâç kullanmaktan daha uygundur. Bu konuda Câlinos der ki, balık zarar, nar da hep faydadır. Bununla beraber az balık yemek, çok nar yemekten […]

Resûl-ü Ekrem (s.a.v.) Tebük Gazvesi için müslümanları harbe davet buyurdu. Medine’den ve etraftan akın akın mücâhidler geldiler. Ashâb-ı Kiram (r.a.e.)’nin zenginleri bu uğurda hemen bütün mallarını sarfettiler. Resûlullâh (s.a.v.) Tebük gazvesine çıkılacağı zaman, Ashâb-ı Kiram (r.a.e.)’i yardıma etmeye teşvîk için bir hutbe verdiler. Askerin hazırlanması için büyük yardıma ihtiyaç vardı. İlk yardımı getiren Hz. Ebû […]

Ebu Nuaym (r.aleyh), İbn-i Ömer (r.a.)’in şöyle anlattığını söylüyor: Hz. Peygamber (s.a.v.) “Mü’minin giyimi, temizliği ve aza kanaat edip razı olması, Cenab-ı Hakk Hazretleri’ne ikramdandır” buyurmuştur. Hz. Peygamber (s.a.v.), renk ve biçimde kendine has bir elbise giymezler, ak, siyah, yeni, eski ne rast gelirse giyinirlerdi. Bir hadîs-i şerîfte: “Ben bir kulum. Kulların giydiği elbiseler gibi giyerim” […]

Birilerini zannettiği gibi kuran 1400 sene öncesinin kitabı değildir. 1400 sene önce nüzul eden ama tüm zamanları kuşatan bir kitaptır. Zira sonsuzdan gelen sonsuz ilim sonsuz hikmet yüklü bir kelamı ezelidir. Şu her bir zerresi Allâh (c.c)’ü tanıtan kainatın evrimci bir düşünceyle izaha çalışan birileri nasıl kainattaki mahlukları ilkel-gelişmiş diye ayırıyorlarsa çağları ve asırları da […]

Mahşerde mîzândan sonra Sırat köprüsü gelir. Hadîs-i şerîflerde şöyle buyruluyor: “Kıyâmet gününde cehennemin üzerine Sırat köprüsü kurulur. Bu köprüde kaypak yerler, ayakların kayıp sâbit kalamayacağı kısımlar, kapanlar, demirden kelepçeler, dikene benzer kılçıklar vardır. İmanlı kişiler, amellerine göre, göz açıp kapamadan, ya şimşek gibi, ya hızla uçan bir kuş gibi, ya iyi koşan asil bir at […]

Zahid, dünyaya rağbet etmeyen, nefsâni zevk ve arzudan kendini çekerek ibâdete veren kimsedir. “Biz, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye, yeryüzündeki her şeyi bir süs yaptık.” (İsra s. 7) İlahi kelamının tefsiri şu manaya göre yapılmıştır: Yani, kimin daha zahid olacağını denemek için böyle yaptık, demektir. Ebu Zerr (r.a.)’den nakille, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: […]

Receb-i Şerîf’in yirmi yedinci gecesi on iki (12) rek‘at namâz kılınır. Her iki rek‘atta bir selâm verilir. Her rek‘atta bir (1) Fâtiha ve on bir (11) İhlâs okunur. Namâzdan sonra yüz (100) defa Salevât-ı Şerîfe ve bir kere şu duâ okunur: “Allâhümme innî eselüke bi-müşâhedeti esrâri’l- muhibbîne ve bi’l- hılveti’lletî hassante bi-hâ seyyidi’l- mürselîn. Hîne […]