Hz. Enes (r.a.) naklediyor: “Bir gün, Ebû Talha (r.a.) Berâe sûresini okuyordu. “Ey müminler! Sizler gerek hafif, gerek ağırlıklı olarak hep birlikte seferber olunuz, Allâh yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihâd ediniz.” (Tevbe s. 41) âyetine gelince: “Görüyorum ki Rabbimiz bizden, genç de olsak ihtiyar da olsak topyekûn savaşa çıkmamızı istiyor. Oğullarım! Beni hemen cihada hazırlayınız.” dedi. Evlâtları: “Allâh (c.c.) sana merhamet etsin! Resûlullah (s.a.v.)’in yanında cihâd ettin, Ebû Bekir ve Ömer (r.a.e.) vefat edinceye kadar ikisinin yanında da cihâd ettin. Bırak artık, senin yerine biz cihâd edelim.” dediler. Ebû Talha (r.a.): “Hayır olmaz! Beni hazırlayın! Beni hazırlayın!” dedi. Bir süre sonra Ebû Talha (r.a.) bir deniz savaşına çıktı. Denizde iken eceli geldi ve öldü. Kendisini gömebilecekleri bir adayı ancak yedi günde bulabildiler. Onu adaya gömdüklerinde cesedi bozulmamıştı bile.”

Hâlid (r.a.)’in ailesine ait bir köle olan Zeyyâd anlatıyor: “Hâlid vefat ederken şunları söylemişti: “Yeryüzünde, Muhâcirlerin teşkil ettiği bir seriyye içinde geçirdiğim son derece soğuk ve dondurucu havadan daha çok sevdiğim bir gecem yoktur! O gece düşmana hücum etmek için, o arkadaşlarla birlikte sabaha kadar beklemiştim. Sizler de cihâda sarılın, sakın ola cihâdı terk etmeyin!”

Ebû Vâil (r.a.) anlatıyor: “Hz. Hâlid (r.a.) vefatı esnasında şunları söyledi: “Vallahi, savaşlarda, kıran kırana öldürmelerin cereyan ettiği yerlerde savaşarak öldürülmeyi çok arzu etmiştim. Ama yatağımda ölmek mukaddermiş! Amellerim arasında “Lâ ilâhe illallah” kelime-i tevhidinden sonra, sağanak yağmur altında kalkanım elimde kâfirlere baskın yapmak için sabaha kadar beklediğim bir geceden daha ümit verici bir amelim de yoktur!” Daha sonra şunları söyledi: “Öldüğüm vakit silahıma ve atıma dikkat ediniz, silahımı Allâh (c.c.) yolunda kullanınız.”

(İbn Abdilber, el-İstiâb, c.1, s.550; İbn Hacer, el-İsâbe, c.1, s.414)