Cemel hakkında vârid olan bir hadîsde şöyle geçer: “Resûlullâh (s.a.v.) onlara devenin durumundan sorunca, dediler ki, (Biz bunu kesmek istedik…).”

Diğer bir rivâyette: Peygamber (s.a.v.) onlara buyurdu ki: “Bu deve, çok çalıştırıldığından, kendisine az yulaf verildiğinden yakınıyor.” Başka bir rivâyette: “Bu deve, küçüklüğünden beri güç işlerde çalıştırıldıktan sonra şimdi kendisini kesmek istediğinizden bana yakınıyor (doğru mu bu?) buyurdu. (Evet!) diye cevâb verdiler.”

Kulağı delik bir deve hakkında da bir hikâye anlatırlar: O deve Peygamber (s.a.v.)’le konuşmuştur, durumunu anlatmıştır. Vahşi ve yırtıcı hayvanların kendisinden uzak durduğunu ve her yerde rahatlıkla ot bulabildiğini beyân etmiştir. Ayrıca kendisine (Sen Muhammed (s.a.v.)’in devesisin!) dediklerini söylemiştir. Aynı deve, Resûlullâh (s.a.v.)’in irtihâlinden sonra, ölene kadar yemek ve içmekten kesilmiştir, ağzına bir lokma yemek ve bir yudum su dahi koymamıştır (El-İsfahanî).

İbn-i Vehb rivâyet etmiştir: “Fetih günü Mekke’nin güvercinleri Resûlullâh (s.a.v.)’i gölgelendirmiştir. Bunun üzerine Allâh elçisi (s.a.v.) onların çoğalması için duâ etmiştir.”

Enes, Zeyd b. Erkâm, Muğîre b. Şu‘be (r.a.e.)’den: Allâh’ın Resûlü (s.a.v.) buyurmuştur: “Mağara gecesi, Allâh bir ağaca yerden bitmesini emretti. Gelip (mağaranın kapısında) bitiverdi ve bizi örttü. İki güvercine de emretti, gelip mağaranın ağzında durdular.”

Diğer bir hadîste: Şüphesiz örümcek, mağaranın kapısında ağ yapmıştır. Ardından O (s.a.v.)’i yakalamak için gelenler, bu durumu görünce şöyle demişlerdir: Eğer içinde bir kimse olsaydı, kapıda iki güvercin olmazdı. Peygamber (s.a.v.) içerden sözlerini duyuyordu. Sonra oradan ayrılıp gittiler.”

Abdullâh b. Kurt (r.a.)’den: “Bayram günü Resûlullâh (s.a.v.)’e birkaç kurban beş yâhud altı, ya da yedi boğazlamak üzere yaklaştırıldı. Hepsi ilk önce kendisinden başlanması için, huzûruna üşüştüler.”

(Kadı ‘Iyâz (rh.a.), Şifâ-i Şerîf, 312-313.s.)