İsraf, hatırı sayılır dini ve dünyevi mubah bir fayda düşünülmeksizin malı yok yere harcamak, zayi etmek demektir. Meselâ: Ulaşılmayacak ve istifade edilmeyecek şekilde malı denize, kuyu ve ateşe atmak veya benzeri bir yere dökmek, yırtmak, işe yaramayacak şekilde koparmak, kesmek gibi işler israf sayılır. Artan yemeği dökmek, iyice sünnetlemeden bırakmak israftır.

Cenâb-ı Peygamber (s.a.v), Hz. Câbir (r.a.)’e  parmaklarını ve yemek yediği tabağı sünnetlemesini emretmiştir. Bu haberi, Müslim (r.a.) rivayet ediyor. Diğer bir rivayette de: “Şüphesiz, şeytan sizden birinizin yapacağı herhangi bir şeyin yanı başında hâzır bulunur; o kadar ki yemek yerken de orada bulunur. Sizden birinizin lokması yere düşünce alıp dokunan tozları gidersin ve yesin, şeytana terketmesin. Yemeği bitirince parmaklarını yalasın; çünkü o, hangi yemekte (lokmada) bereket olduğunu bilmez.”

Ekmek ve benzeri şeylerin kırıntılarını toplamamak, çocukların doğrayıp etrafa yaydığı gıda maddelerini değerlendirmemek de bir nevi israftır. Pirinç, mercimek ve benzeri şeyleri, bilhassa yıkanınca yere dökülenleri toplamamak, ayaklar altında çiğnemek bir nevi israftır. Ama bunları ve ekmek kırıntılarını tavuklara, koyun, inek, karınca ve kuşlara yedirecek olursa, israf sayılmaz.

Elbise ve ayakkabı gibi şeyleri çürümekten, yırtılmadan korumamak, çamaşırda ihtiyaçtan fazla sabun kullanmak da israf sayılır.

Keyfiyet bakımından kefeni (sünnet olan miktardan) fazla kullanmak, abdest alırken lüzumundan fazla su kullanmak da israftır.

Ahmed bin Hanbel (r.a.)’in İbn-i Ömer (r.a)’dan yaptığı rivayete göre, Cenâb-ı Peygamber (s.a.v) Sa’d bin Ebî Vakkas (r.a.)’a uğramış, abdest alıyormuş.  Peygamber  (s.a.v): ” Ya Sa’d! Bu ne israftır?” “Abdestte de israf var mıdır?” Evet, bir nehir kenarında olsan bile israf etme buyurmuştur.

(İmâm-ı Birgivî Muhammed Efendi, Tarikat-i Muhammediyye, s.245-247)