Pages

Categories

Search

Mevlana Takviminde Bugün...

No thumbnail available

NEFSİN EMELLERİ...

İnsanların nefs-i emmâresi mevkî almak, başa geçmek sevdâsındadır. Onun bütün arzûsu, baş olmak, herkesin, kendisine boyun bükmesidir. Kendinin kimseye muhtâc olmasını, başkasının emri altına girmesini istemez. Nefsin bu arzûları, ilah olmak, ma’bûd olmak, herkesin kendine tapınmasını istemek demektir. Allahü Teâlâ’ya şerîk, ortak olmayı istemekdir. Hattâ nefs, o kadar alçakdır ki, ortaklığa râzı olmayıp, âmir, hâkim, yalnız kendi olsun, herşey, yalnız onun emri ile olsun ister. Hadîs-i Kudsî’de, Allahü Teâlâ buyuruyor ki: ‘‘Nefsine düşmanlık et! Çünki nefsin, benim düşmanımdır.’’ (Tirmizi) Demek oluyor ki, nefsi kuvvetlendirmek, onun, mal, mevkî, rütbe, herkesin üstünde olmak, herkesi aşağı görmek gibi isteklerini yapmak, Allahü Teâlâ’nın bu düşmanına yardım ve onu kuvvetlendirmek olur ki, bunun ne kadar fecî, korkunç bir suç olduğunu anlamalıdır. Allahü Teâlâ, Hadîs-i Kudsî’de buyuruyor ki: “Büyüklük, üstünlük, bana mahsûsdur. Bu ikisinde, bana ortak olmak isteyen, büyük düşmanımdır. Hiç acımadan, onu Cehennem ateşine atarım.” İslâmiyet’e uydukça nefsin istekleri azalır. Bunun için İslâm’ın bir emrini yerine getirmek için yapılan mücahede, kendi düşüncesi ile yapılan binlerce senelik riyazetten faydalıdır. Özetle, nefs temizlenmedikçe ve baş olmak, üstünlük hulyâsından kurtul[...]




Mail Ağından Çıkmak İçin


MİLLETİNİN DERDİYLE ÖLEN SULTAN I. ABDÜLHAMİD

MİLLETİNİN DERDİYLE ÖLEN SULTAN I. ABDÜLHAMİD

Sultan I. Abdülhamid, büyük kardeşi Sultan III. Mustafa’nın vefâtı üzerine 49 yaşında Osmanlı tahtına geçmiştir. Tahta geçtiği sırada yaptığı konuşmada orduya hitap ederek birlik ve beraberliğe riâyet edilmesini ve düşmandan intikam alınmasını söylemiştir. Özellikle 1774 senesinde Rusya ile girişilen savaş Osmanlı için iyi bir netice getirmemiştir. Şumnu karargâhı da kuşatmaya uğrayınca barışa râzı olunmuş ve Rusya ile Küçük Kaynarca Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma ile Kırım, Kuban ve Bucak Tatarların hâkimiyetine bırakılmış ancak dini olarak hilafet makamına bağlı olarak kalması kararlaştırılmıştır. Kaynarca antlaşmasının bazı maddeleri, Kırım’ı kanayan bir yara haline getirdi. Yaptıkları işin yanlış olduğunu anlayan Kırım Mirzaları ve Osmanlı’dan ayrılmak istemeyen halk eski hanlarından olan Devlet Giray’ı başlarına geçirdiler. Bunun üzerine Devlet Giray İstanbul’a gelerek sultana bağlılığını bildirmiş ve sonuna kadar topraklarının bağımsız olması için savaşacaklarını açıklamıştır. Kırım Hanı’nın Osmanlı Sultanı I. Abdülhamid’den yardım istemesi üzerine Fransa araya girmek istediyse de Rusya ve Avusturya’nın antlaşmaya yanaşmaması ve Rusya’nın Kırım’ı işgal […]

ZÜHDDE ZİRVE SAHÂBİ HZ. EBÛ’D-DERDA (R.A.)

ZÜHDDE ZİRVE SAHÂBİ HZ. EBÛ’D-DERDA (R.A.)

Ebû’d-Derda Uveymir bin Âmir el-Hazreci (r.a.) Ensâr-ı Kirâm’dandır. İslâm’dan evvel tâcir (tüccar)idi. Ve kendinin İslâmı, (Müslüman olması) ehl-i beytinden (ailesinden) sonra olmuştur. Uhud hâriç bütün gazalarda bulunmuştur.Hz. Fahru‘r- Rusûl (s.a.v.), Ebû’d Derda (r.a.)’ı Selman-ı Farisi (r.a.) ile kardeş yapmışlardır. Ebû’d-Derdâ (r.a.) Ashâb-ı güzinin en fazîletlilerinden, fakihlerinden ve hikmetli konuşanlarından olup hakkında Peygamberimiz (s.a.v.) şu övgü dolu sözleri söylemişlerdir: “Uveymir bu ümmetin hakîmidir ve her ümmetin bir hakîmi vardır, ümmetimin hakîmi de Ebû’d-Derdâ Uveymir’dir.” Şam’ın kuşatılmasında bulunmuşlar ve Şam’ın fethinde kadı olmuşlardır. Hz. Osman (r.a.)’in zaman-ı hilâfetinde Şam kadısı olduğu halde hicretin otuz ikinci senesinde vefât eylemiştir. Yüz yetmiş dört hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. İnsanlık îcâbı günâh işlemiş ve günâhdan dolayı insanların kendisine sövdüğü eylediği bir kimseye tesadüf ettiğinde Ebû’d-Derda (r.a.): “Bu adam bir kuyuya düşmüş olaydı siz onu çıkarmak istemeyecek mi idiniz?” “Evet çıkarırdık”, demişler. “Öyle ise dîn kardeşinize sövmeyin, sizi bu günah musibetinden vâreste (uzak) kılan Cenâb-ı Allâh’a hamd […]

NEBİ (S.A.V.)’İN GENEL ÂDETLERİ

NEBİ (S.A.V.)’İN GENEL ÂDETLERİ

Hz. Hüseyin (r.a.) der ki: “Peygamber (s.a.v.)’in ev içindeki meşgalesini babam (Alî b. Ebû Talib)’den sordum. Babam: “Peygamber (s.a.v.), evine girişinden itibaren vaktini Allâh’a ibâdete, ev halkının işlerine, ve kendi işlerine ait olmak üzere üçe ayırmıştı. Şahsına ayırdığı vakti de, kendisiyle insanlar arasında bölüştürmüştü. O vakitte yanına, seçkin sahâbileri girerdi. Halka dinî meseleleri onlar aracılığıyla tebliğ eder, halkı ilgilendiren hiçbir şeyi saklamazdı Ümmetine ait vakti fazîlet sahiplerine dindeki üstünlük derecelerine göre bölüştürüp kendilerini ona göre huzûruna çağırmak, Peygamber (s.a.v.)’in âdeti idi. Onlardan kimisi bir hâcetli, kimisi iki hâcetli, kimisi de daha çok hâcetli idi. Peygamber (s.a.v.), onların dîni hâcetleriyle meşgul olur, sorularına gereken cevapları verir, sonra da: ‘Bunları burada bulunan, burada bulunmayanlara tebliğ etsin! Bana kendisi gelemeyip hacetini arzedemeyen kimsenin hacetini siz bana arzediniz! Muhakkak ki, sultana hacetini arzedemeyenin hacetini arzeden kimsenin ayaklarını Kıyâmet gününde Allâh Sırat üzerinde sabit kılar!’ buyururdu. Babamdan, Peygamber (s.a.v.)’in evinden çıkışında ne yaptığını sordum. Babam: […]

BÜYÜK BOTANİKÇİ İBN-İ BAYTAR

BÜYÜK BOTANİKÇİ İBN-İ BAYTAR

Endülüs’te yetişen büyük botanik âlimi ve eczacıdır. Babası uzman bir veteriner olduğundan dolayı İbn-i Baytar adıyla meşhur olmuştur. Yirmi yaşlarından itibaren; Yunan, Rum ve İslâm âlemindeki beldeleri dolaştı ve çeşitli otların özellikleri hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan Müslüman ve Gayr-i Müslim bilginlerle görüştü. Gezip gördüğü yerlerdeki bitkileri yerlerinde inceledi. İncelediği bitkinin ayrıca yetiştiği beldeyi ve toprağı, o bitkinin büyümesinde etkisi olan diğer durumları araştırdı. İbn-i Baytar, ayrıca tarlada yetişen ve mahsullere zarar veren otları da araştıran ilk âlimdir. Bu sebeple muhtelif bitkilere ait koleksiyonlar yaptı. Günümüze kadar devam eden ve hâlâ kullanılan bitki koleksiyonları yapma fikri ona aittir. Eserlerinde bin dört yüz kadar bitkiyi tek tek incelemiştir. Bunlardan hangi ilâçlar yapılabileceğini araştırmıştır. Bu ilâçların kimyevî yapılarını ve hastalıkları önlemedeki etki derecelerini en ince teferruatına kadar anlattı. İbn-i Baytar, incelediği konuların nakillerinde çok dikkatli olup, bir ilâcı, diğer bir ilâç ile mukayesede çok gayretliydi. Yaptığı çalışmaların eczacılık ilmine çok faydalı […]



CİHÂD ETMEK DÎNİMİZİN EMRİDİR

CİHÂD ETMEK DÎNİMİZİN EMRİDİR

“Peygamberim, mü’minleri cihâda teşvik et! Eğer senden harbin şiddetlerine sabredecek yirmi kişi bulunursa onlar iki yüz düşmana galebe ederler ve eğer sizden yüz kişi olursa onlar o kâfirlerden binine galebe ederler.Çünkü kâfirler idraksiz bir gürûhtur.” (Enfâl s. 65) Bu [...]


KADERE ÎMÂN KEDERE MANİDİR

KADERE ÎMÂN KEDERE MANİDİR

Abdullah b. Mes‘ud (r.a.) şöyle buyuruyor: “Kıyâmet gününde bütün insanlar dünyada az bir geçimle yetinmiş olmayı temenni edecektir. Nefsinde bir şüphe bulunmadığı sürece sizden herhangi birinize akşam ya da sabah içinde bulunduğu durum zarar veremez. Sizden birinizin bir at [...]


DUÂ-I ARŞ

DUÂ-I ARŞ

(Ramazân ayının başında veyâ ortasında veyâ sonunda üç kere okunacak dua.) “Bismi’llâhi’r-rahmâni’r-rahîm Allâhü Râbbün ahadün samedün ferdün li’l-‘âlemîne, nebîyyinâ Muhammedin erselehu mübeşşiran. Li’l-kâfirîne münzirûne münzîran mine’n-nâri ve mü [...]


Arşivler

Reklam Alanı

Anketler

Sitemizi Tavsiye Eder misiniz ?

View Results

Yükleniyor ... Yükleniyor ...